• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • https://www.facebook.com/Rumeli-Balkan-Dernekleri-Federasyonu-957187054375801/
  • https://twitter.com/rumelibalkanfed

                      

Süheyl ÇOBANOĞLU
suheylc@yahoo.com
KADIN OLMAK ZOR
08/03/2016
KADIN OLMAK ZOR

 

21.nci yüzyılda yaşamamıza rağmen şiddet,tecavüz, kadın cinayetleri gibi kadınların toplumsal sorunları giderek artmakta. Kasten yaralama, dayak, kötü muamele, ırza geçme, cinsel saldırı ve cinsel taciz gibi, kadına yönelik şiddet olaylarında büyük bir artış var. Türkiye'de tavuk keser gibi kadın kesiyoruz. İnsanlık ölmüş, vicdanlar nasır bağlamış, hukuk yerlerde sürünüyor, medyaya yansıyan haberler vicdanımızı kanatıyor...

Yüzyılar öncesinde Arap kültürüyle ilişkiye geçildikten sonra önemli oranda seviye kaybeden kadının toplumdaki yerinin yeniden hakettiği yere çıkarılması, kadın ve erkeğin karşılıklı sevgi ve saygıyla birarada olduğu, birbirlerini yücelttikleri bir toplum inşa edilmesi toplumun ruh sağlığını da geliştirecektir.

14.Yüzyılın ünlü Arap gezgini İbn Batuda, Seyahatname'sinde, Orta Asyakadınından övgüyle söz ederken, onların "peçe, çarşaf diye birşey tanımadığını", "erkeklerle birlikte dolaştıklarını", gerektiğinde "komutan olacak kadar" iyi savaştıklarını (1) söylemekteydi. Bugün ise Dünya Ekonomik Forumu tarafından her yıl yayınlanan Küresel Cinsiyet Uçurumu Raporuna göre; 2012 yılında Türkiye, kadın - erkek eşitliğinin varlığı bakımından 135 ülke arasında 124´üncü sırada yer alabilmiştir...

Erkeklerin sebep olduğu binbir türlü usulsüzlük, yolsuzluk, hırsızlık, ahlaksızlık, taciz, tecavüz, şiddet, cinayet, türlü yasa ve ahlak dışı tutum ve davranışlara rağmen kamu vicdanını rahatlatacak yasal müeyyideyle karşılaşmazken, kadın kanun karşısında bile mağdur edilebilmektedir. Topluma egemen bakış açısı, "haksız tahrik" gibi gerekçelerle veya kravat takan caniyi "iyi hal indirimi" ile bir anlamda teşvik etmekte ve hatta ödüllendirmektedir.

Çeşitli ayıp ve suçlar ortadayken tüm ahlak anlayışımız, meta haline dönüştürülen kadın bedenine gelip kilitlenmiş. Buna karşı durması gereken kadınların dahi bir kısmı, malesef şiddeti, tecavüzü ve hatta cinayeti haklı gösteren bir tavırla, örneğin dar pantalon giyen, makyaj yapan kadını suçlayabilmektedir.

Erkekleri çocuk yaştan itibaren yetiştikleri aile ve çevrede, şiddeti olumlayan ve teşvik eden söylem ve davranışları ve kadın üzerinde hak sahibi oldukarını duyarak ve görerek büyümeleridir sorunun temelinde yatan...(2)

Şiddeti uygulayan, taciz eden, öldüren erkekler sadece gözü dönmüş, insanlıktan çıkmış erkekler ya da "minibüs şoförleri" değildir. Yanı başınızdaki en güvendiğiniz, en yakınınız, kocanız, sevgilinizdir, gayet "normal" görünen doktorlar, terapistler, öğretim üyeleri, avukatlardır.(3)

Mini etek veya dekolte giymek, gece tek başına sokağa çıkmak, hamile iken yanında kocan olmadan dolaşmak, seks işçiliği yapmak, her türlü şiddetin haklı çıkarılmasında gerekçe olarak sunulurken bu gerekçeleri öne süren köhnemiş zihniyetin ezberlenmiş değer yargılarını değiştirip dönüştürmek mümkün olabilecek midir? (4) Halbuki her ne şartla olursa olsun, kişi özgürlüğü ve güvenliğinin tam olarak sağlanabilmesidir esas olması gereken.

Tarihte hiçbir toplum, kadını Türkler kadar erkekle eşit saymadığı ve hak tanımadığı halde, bugün kadının söz hakkı olmadığı, ikinci sınıf, bağımlı, güçsüz, şiddete karşı savunmasız bırakıldığı, erkek egemen bir yapının varlığı önemli bir sorundur. Türk töresiyle ilgisi olmayan ve basında "töre cinayeti" adı verilen olaylar, gerçek anlamda Türk geleneklerini yıpratmakta, toplumsal yapıyı sarsmaktadır.

Gençlerimizin ve yavrularımzın geleceğini karartmamak için acilen yasal düzenlemeler yapılarak kadına pozitif ayrımcılık uygulanmalıdır. Tecavüzcünün veya katilin mahkemede taktığı kravat, cezada indirim alıp, hukuka ve adalete güvenin sarsılmasına ve kamu vicdanını kanatmaya neden olmamalıdır. "ŞİDDETİN, AİLEDEN ÇOCUĞA GEÇTİĞİ" unutulmamalı, okul-aile-devlet ekseninde "KADIN VE ERKEĞİN EŞİT HAKLARA SAHİP OLDUĞU", "YAŞAM HAKKININ" önemi ve "BİREYİN HUKUKU" öncelik haline getirilmelidir.

Bu vesileyle doğumdan ölüme kadar hayatımızın her anında varlıklarını hissettiğimiz, bizi biz yapan değerli kadınlarımızın "KADINLAR GÜNÜNÜ" kutluyor, saygıyla selamlıyorum.

Süheyl ÇOBANOĞLU
RUBASAM Bşk.V.


K A Y N A K ..........................:

(1) "Atatürk'ün Resmi Yayınlara Girmemiş Söylev Demeç Yazışma ve Söyleşileri" Sadi Borak, Kaynak Yay., 2.Baskı, İstanbul -997, sf.254
(2) Hacettepe Üniversitesi Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi
(3) " " " " " " "
(4) " " " " " " "

 



821 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

Al Sana Soykırım - 01/03/2016
Al Sana Soykırım
6-7 Eylül'ü biliriz de 29 OCAK'ı Neden Bilmeyiz - 29/01/2016
6-7 Eylül'ü biliriz de 29 OCAK'ı Neden Bilmeyiz
KOPMAYACAĞIZ - 26/01/2016
KOPMAYACAĞIZ
İSLAMI KUŞATAN FİTNE - 14/01/2016
İSLAMI KUŞATAN FİTNE
DERDİNİZ NE ??? - 24/09/2015
DERDİNİZ NE ???
HANİ KARDEŞTİK !!! - 14/09/2015
HANİ KARDEŞTİK !!!
MEDENİYET DEDİĞİN... - 14/09/2015
MEDENİYET DEDİĞİN...
TOK, AÇIN HALİNDEN ANLAMAZMIŞ - 30/08/2015
TOK, AÇIN HALİNDEN ANLAMAZMIŞ
BİZ UYUDUK DÜŞMAN UYUMADI - 27/08/2015
BİZ UYUDUK DÜŞMAN UYUMADI
 Devamı