• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • https://twitter.com/rumelibalkanfed

                      

Süheyl ÇOBANOĞLU
suheylc@yahoo.com
ORTADOĞU’nun PEŞAVER’i OLMAK
20/10/2013
Nereden çıktı şimdi bu peşaver derseniz yazıyı okuduğunuzda bana hak vereceğinizi ümid ediyorum. Peşaver, Pakistan´da, Hayber-Pahtunhva eyaletinin merkezi olan şehir. Kâbil Irmağı´nın kolu Bara kıyısında, Lahor´un 385 km kuzeybatısındadır. Ünlü Hayber Geçidi´nin 15 km güneyinde yer alan kentin stratejik yeri önemlidir. Anlamı «sınır kenti» demektir. Tarihteki İpekyolu´nun önemli duraklarından biridir.

1979 Aralığının son haftasında Afganistan’ı işgal eden Sovyetler Birliği, I980’li yılların ortalarına gelindiğinde hüsrana uğradığını anlamıştı. Beş yıldan beri 140 000 kişilik muazzam Sovyet ordusu ülkeyi kontrolü altına alamamış, 25.000’e yakın Sovyet askeri hayatını kaybetmiş, bunun iki veya üç katı kadar asker de yaralanmıştı. Sonuçta her yönden çok pahalıya malolan Afganistan işgali sona erdirilerek, Sovyet askerleri çekilmişti. 80’li yıllarda Sovyet işgaline karşı savaşan Afgan Sünni örgütler Pakistan’da, Şii örgütler ise İran’da üslenmişti. Sünni Örgütlere barınma imkanı sağlayan Pakistan’ın Peşaver bölgesi bir milyon civarındaki Afgan Göçmene de ev sahipliğinin yanında, mücahitlerin silah ikmalinin, eğitimlerinin, tedavilerinin yapılmasını müteakiben savaşmak için tekrar Afganistan’a döndükleri bir yerdi…  

Independent gazetesinin Ortadoğu uzmanı Robert Fisk, yukardaki benzerlikler nedeniyle “Türkiye Suriyeli mücahitler için, silah aktarma ve eğlence ile dinlenme merkezi olma” rolünü üstlenmiş durumda diye yazmış makalesinde. 1980 sonrasında Pakistan yoluyla Afganistan’a yapılan silah transferlerini hatırlatan Fisk, o zaman Pakistan’ın gördüğü işlevi bugün Suriye konusunda Türkiye’nin üstlendiğini vurgulamış. Ünlü gazeteci bunun üzerine, “Türkiye Ortadoğu’nun Pakistan’ı mı olacak?” diye sormuş. Pakistan, 1980’li yıllardan itibaren Afganistan’da El Kaide lideri Usame Bin Ladin’e para ve silah yardımı yaparak burada radikal İslam’ın güçlenmesine önayak olmuştu.

Fisk, Batı’nın zamanında El Kaide gibi hareketleri destekleyerek bugünkü şiddet tablosunun ortaya çıkmasına katkıda bulunduğunu belirtip,  "ABD, Libya’nın Albay Kaddafi’sine karşı muhalefeti destekledi, Suudi Arabistan ve Katar’a, milislere para ve silah akıtması için yardımcı oldu ama dünkü dostları El Kaide liderliğinde, Müslüman dünyasını yutan anti-Amerikancı protesto hareketine başladılar” demiş ve “ABD şimdi, Suudi Arabistan ve Katar’ın milislere (Selefiler ve El Kaide dahil) para ve silah akıtmasına yardım edip Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad karşıtı muhalefeti destekliyor ve kaçınılmaz olarak Esad devrilirse aynı ‘akrep’ tarafından sokulacak.” diye eklemiş.

Washington on yıllar boyunca Arap diktatörlüklerini destekledi ve silahlandırdı. Saddam favorilerimizden biriydi. Mısır’ın Mübarek’ini sevdik, Tunus’un Bin Ali’sine bayıldık, otokratik Körfez ülkeleriyle hâlâ tutkulu bir aşk yaşıyoruz (…) ve iki on yıl boyunca Hafız El Essad’a ve hatta kısaca oğlu Beşar’a gülümsedik.” diyen Fisk daha da geriye giderek Batı’nın Afganistan politikasını da hatırlatıyor: “Afganistan’da 1980’den sonra hemen hemen aynı şeyi yaptık. Sovyetler’e karşı, dini anlayışlarına dikkat etmeden Mücahidler’i destekledik ve Pakistan’ı bu adamlara silah akıtmak için kullandık.” Fisk bu yorumun ardından sözü Türkiye´ye getirmiş. Yazar, Türkiye’nin bugün Pakistan’ın o dönemdeki rolünü üstlendiğini belirtip Türkiye’nin Suriyeli muhaliflere silah temin etiğini ve Suriye Mücahidleri’nin faaliyet merkezi haline geldiğini belirtmiş.

Geçtiğimiz yıl boyunca Türk basınında da zaman zaman güneydoğudaki sınır illerinde  barındırılan, beslenen, silahlandırılan, eğitilen, Suriye’de Esad rejimini düşürmek için savaştırılan ve T.C. yurttaşlığı verilen Araplar’dan bahsedilmiş fakat kamuoyunda pek tartışılmamıştı. Fehim TAŞTEKİN’in 27.08.2012’de Radikal’deki köşe yazısında yazdığı;  “Özellikle Sünni beldelere ya da köylere yerleşen küresel cihatçılar’ın burayı Türkiye’nin Peşaver’ine çevirecekleri düşüncesi” bölge halkında ciddi bir endişe kaynağı olmuş durumda. Libyalı, Pakistanlı, Afgan, Çeçenler… Parayı bastıran yabancılar Sünni bölgelerde ev kiralıyor. Düne kadar kuş uçurtulmayan sınırda denetim hak getire. Hataylılara göre Yayladağı’nda üç köyün yanı sıra Reyhanlı ve Altınözü’nden silah geçişi sağlanıyor. Ağır silahların sokulmasında Reyhanlı’daki Cilvegözü ile Kilis’teki Öncüpınar kapısı tercih ediliyor.

            Son ikiyüzyıl özellikle Balkanlarda çok kanlı olayların yaşandığı bir dönem olmuştu. 20.nci yüzyıl ise Ortadoğu için hiç dinmeyen acıların ve dökülen kanların hafızalara kazındığı bir dönem oldu. Batılıların enerji kaynaklarını kontrol altına alma ve onu uluslararası pazarlara güvenle nakletme hesaplarıyla, İsrail’in bin yıllarca önceden gelen ve gelecekteki bin yılları kapsayan stratejileri bu coğrafyada İslam aleminin huzurla yaşamasına fırsat vermez.

Suriye’nin tamamen anarşiye teslim olmasıyla daha rahat hareket eden El-Kaide ve benzer Radikal İslami örgütler, çok sayıdaki eğitimli savaşçısı ve intihar komandolarıyla, kendinden olmayanlara karşı son derece vahşi davranmalarıyla dikkati çekiyor. Sivil halka karşı suç işleyen bu tip muhalifleri desteklemenin bize faydası ne olur??? Ortadoğu uzmanı Fisk’in söylediklerini İnsan Hakları Konseyi’nin bulgularıyla birleştirince, ortaya Türkiye açısından çok da iyi bir görüntü çıkmıyor.

Süheyl ÇOBANOĞLU

RUBASAM Bşk.V.

www.rubasam.com



1095 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

KADIN OLMAK ZOR - 08/03/2016
KADIN OLMAK ZOR
Al Sana Soykırım - 01/03/2016
Al Sana Soykırım
6-7 Eylül'ü biliriz de 29 OCAK'ı Neden Bilmeyiz - 29/01/2016
6-7 Eylül'ü biliriz de 29 OCAK'ı Neden Bilmeyiz
KOPMAYACAĞIZ - 26/01/2016
KOPMAYACAĞIZ
İSLAMI KUŞATAN FİTNE - 14/01/2016
İSLAMI KUŞATAN FİTNE
DERDİNİZ NE ??? - 24/09/2015
DERDİNİZ NE ???
HANİ KARDEŞTİK !!! - 14/09/2015
HANİ KARDEŞTİK !!!
MEDENİYET DEDİĞİN... - 14/09/2015
MEDENİYET DEDİĞİN...
TOK, AÇIN HALİNDEN ANLAMAZMIŞ - 30/08/2015
TOK, AÇIN HALİNDEN ANLAMAZMIŞ
 Devamı