• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • https://twitter.com/rumelibalkanfed

                      

Siyaset ilminin devranına bir bakalım. Günümüzden çok yıllar önce yıl 15.Yüzyıl İngiltere’de Kraliçe I. Elizabet’tir. Bizde de padişah 3. Murad, Katoliklerin Vatikan’ında da Papa II. Pius.


Kırık put


Siyaset ilminin devranına bir bakalım. Günümüzden çok yıllar önce yıl 15.Yüzyıl İngiltere’de Kraliçe I. Elizabet’tir. Bizde de padişah 3. Murad, Katoliklerin Vatikan’ında da Papa II. Pius.

Fransa Kralının müttefiki papa II. Pius, İngiltere kraliçesi Elizabet’i kilisenin en ağır cezası ile cezalandırarak Aforoz ettiği kendisi hakkında ağza alınmayacak söz ve sıfatlarla ağır hakaretlerde bulunduğu yıllarda, İstanbul, Londra ekseninde esen dostluk ve hitabet zenginliğine bir bakalım.

Sultan III. Murad’ın Kraliçeye mektubu ; İsa’nın gururlu hanım muridi, Mesih’in halkları arasındaki onurlu kadınların en muhteşemi, Hıristiyan toplumun ilişkilerinde yetkin yargıcısı, İngiltere Krallığının Kraliçesi Elizaide’ye diyerek başlar.

Gelen cevap ve hediyeler çok enteresandır ;

İslam ve Protestanlığın kardeş inanç olduğuna inanarak, her ikisi de kitaba ve gücüne inanırlar, Katolik puta tapar, biz ise tanrıya. Bu samimi satırlarla başlayan mektubun yanında hediyelerde vardır. Sultanın şahsına şık ve taşınabilen bir saat, manidar Kırık put parçacıkları ve de Katolik kiliselerinin çatılarından sökülmüş kurşun levha parçaları, mühimmata çevrilip Katoliklere karşı kullanılsın amacıyla gönderilmiş. Kırık put parçacıkları Vatikan’ın temsil ettiği Katolik Avrupa’ya karşı dostluk ve samimiyet ittifakıydı. Bu dengeler ve ilişkiler ne zaman, nasıl oldu da müzmin bir düşmanlık sadakatine dönüştü bilemem ama Protestanlığın ardındaki koruyucu gücün Berlin’de Türk şehitliği diye bilinen kabristanlıkta yatan Martin Luther’in muhafızlığına gönderilen yeniçerilerimize ait olduğunu biliyorum.

Hadi İngiltere, Roma’ya uzak denizin ortasında bir ada idi aforoz ettin ama Kraliçe Elizabet’i ele geçiremedin. Berlin, Roma’ya çok mu uzaktı. Martin Luther’e bir şey edemedin. Malta şövalyelerin var, Tapınakçıların var, Fransa kralın var, Ceneviz ve İspanyol kralların var. Berlin de de Protestanlığı bekleyen pala bıyıklı yiğit fedailer var, Avrupa da hesabı olanların oralarda gezdirdiği bayrak var, mezhep koyacak kadar hristiyanlığı bilen devlet adamlarım var.

Her Papa’ya bir ayak yıkama töreni seremonisi yapılır, yıkadığı ayak bir şerefli, cengaver Türk’ün ayağıdır bunu bilir ve bize karşı kinlenir, şimdi yakın zamanda ülkemize gelecek Katoliklerin babası, aslında gezi programına Kapodokya’yı da koysalar da gerçek İsevilerin Romalı Cristian kataligoslardan ve onların zulüm ve tasallutundan nasıl yer altı şehirleri inşa ettiklerini bir rehberimizden dinlese Ayasofya’dan çok daha eski toprağın altındaki o sade İsevi mabetlerin de o insanların çektiği acı, eza ve eziyeti tahayyül edebilse. Katolik Vatikanın yüzlerce, belki binlerce iğfal edilerek öldürülmüş gencin iskeleti üzerinde olduğunu rahmetli Aytunç Altındal yazmıştı. Afrika da ebola virüsü var, Vatikanda da Pedofili…

Ortodosklara hamilik yapan Fatih ve onun soyu Protestanlığın manevi banisi Kanuni ve onun sadrazamı (Başbakanı) Sokullu’nun Avrupa’nın inanç iklimiyle ilgili çalışma ve tezleri, başarıları bize hiç anlatılmamış, yazılmamış, tarihe not düşülmemiş niye; Tarihimizi dahi Batılı yazarlardan okuma mecburiyetinde bırakılmış olmamızdan. Bunları bilmeden bizim projelerimizi taklitten başka bir şey olmayan selefilik, vehabilik ve amentüden kopuk islam adına yapılan sapkınlıkları analiz ederek ne yapılacağına dair sentez proje üretmemiz maalesef imkansızdır. İŞİD’i tahlilde de kifayetsiz kalınmasının sebebi budur. Avrupalı, Amerikalı bizim gerçek tarihimizi bizden iyi biliyor, 90 yıldır açılmayan İngiliz arşivleri benim için çok manidardır. okumak, araştırmak lazım.

Geçen hafta İskoçların, İngiltere’den bağımsızlık referandumu vardı. Bağımsızlık yanlıları kaybettiler. İskoçlar şunu bilmeliydiler. Referandum Fransız işidir, Fransız bir sömürgeyi terk ederken referandum yapar, yeni halkı ikiye böler, kamplara ayırır, demokrasi döneminde de iki tarafı da aynı merkezden, ayrı masalarla idare ederek sömürüye devam eder.

İngiliz ise bir sömürgesini terk edeceği zaman illaki bir kahraman üretir ve öylece terk etmiş gözükür.

Bizim en sadık düşmanımız İngiliz’lerdir. Bir avuç Yahudi, Kelaynak palikarya, Evin adamı Ermeni’yi gale almak bize yakışmaz, onları kullananları kaynağında, yatağında misliyle mukabele; On bin yıllık bilinen tarihi ile Anadolu’nun hakim gücü olarak bu davranış biçimiyle bölgesel güç olunabileceği gerçeğini ve ilm-i siyasetini geliştirmemiz gereklidir.

Merkez ve kenar ülkeler; satranç tahtası ve piyonlar. Karar vereceğiz bu coğrafyada Şah’mıyız, Kale’miyiz, yoksa piyon muyuz???

Yalçın Koçak
 


487 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın