• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • https://www.facebook.com/Rumeli-Balkan-Dernekleri-Federasyonu-957187054375801/
  • https://twitter.com/rumelibalkanfed

                      

Türkiye’nin Gümülcine Başkonsolosu Osman İlhan Şener Edirne’de katıldığı Batı Trakya Türkleri Dayanışma Derneği iftarında yaptığı konuşma ile adeta bir gerçeği haykırarak yemeğe katılan Batı Trakyalılara buz gibi rüzgar estirdi.

Başkonsolostan Batı Trakya Gerçeği!

Türkiye’nin Gümülcine Başkonsolosu Osman İlhan Şener Edirne’de katıldığı Batı Trakya Türkleri Dayanışma Derneği iftarında yaptığı konuşma ile adeta bir gerçeği haykırarak yemeğe katılan Batı Trakyalılara buz gibi rüzgar estirdi.

Edirne Lalezar restoran tesislerinde düzenlenen iftara Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu ve çok sayıda davetli katıldı.

Gecede konuşan konuklardan İskeçe Seçilmiş Müftüsü Ahmet Mete, Gümülcine seçilmiş müftüsü İbrahim Şerif ve Gümülcine Başkonsolosu Osman İlhan Şener Yaptıkları konuşmalarla adeta yemeğe katılanlara nasihat verdiler ve fırça niteliği taşıyan konuşmaları ile yemekte buz gibi hava estirdiler.

Yıllardır Batı Trakya’da birlik ve beraberliğin önemine vurgu yapıldığı ancak görülen resmin böyle olmadığını anlatamaya çalışan ilgililer kısır çekişmelerin, kapı arkasında yapılan pazarlıkların ve en önemlisi yapılan dedikodu ve karşılıklı karalamaların Batı Trakya insanına zarar verdiğini Yunanistan’ın ekmeğine yağ sürdüğünü iddia ettiler.

Gecede konuşan Gümülcine Başkonsolosu Osman İlhan Şener, sadece Ramazan aylarında bir araya gelerek birlik ve beraberliğin sağlanamayacağını belirterek;

“Buradaki çok güzel bir görüntü ama siz yıl boyunca birlik içerisinde olmak zorundasınız. Birlik içerisinde değilsiniz, bölük pörçüksünüz.

Çok açık konuşayım, dedikodu yapıyorsunuz, laf taşıyorsunuz. Birbirinizi gammazlıyorsunuz. Sonra birbirinizin yüzüne gülüyorsunuz, bunları kesmeniz gerekiyor.

Artık ben yaptım değil, biz yaptık demeyi öğrenmelisiniz. Azınlık içinden biri bir şeyi başardığı zaman alkışlamayı öğrenmelisiniz. Çünkü azınlık davasına hizmet ediliyor.

Azınlık okuluna sahip çıkın sayın soydaşlarım. Ben bir senedir görevdeyim birçok köye gidiyorum. Camiler dolu Allaha şükür ama azınlık okuluna sahip çıkmazsanız, 10 sene sonra o camilerde cemaat kalmayacak. Lütfen sahip çıkın azınlık okulu sizin hakkınızdır.

Yunan devletinin size verdiği bir hediye değildir, anlaşmalarla bir haktır. Lütuf değildir, okullara sahip çıkın. Ben umut ediyorum ki Ramazan ayında, gerçekten birlik ve beraberlikle çıkarsınız ama Ramazandan sonra Batı Trakya Türkleri çok ciddi sınav bekliyor. Biliyorsunuz bunu rakamlarla ilgili. Sapa sağlam durmalısınız”
diyerek adeta yemektekilere ders verdi.

Bu tür konuşmaları ve cesur kişiliği ile bilinen Osman İlhan Şener’in konuşmasının ardından kürsüye gelen Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım ise Batı'nın her olayda çifte standart uyguladığını ve güvenilmemesi gerektiğini ifade ederek şöyle konuştu:

“Biz Batının her türlü olayda nasıl çifte standart uyguladığını hep gördük, yaşadık. En son Mısır, darbe demeye ağızları varmadı. Halkın seçtiği demokratik yönetimi ordu darbeyle uzaklaştırdı, ağızları mühürlendi. Darbe diyemediler.

Onlardan fazla bir şey beklemeyin. Ne yapacaksak kendimiz yapacağız. Hakkımızı hukukumuzu aramak için elimizden geleni yapacağız.

Güçlü bir Türkiye her zaman yer herde bu mücadeleyi kazanacaktır. Demokrasi ve hukuk içerisinde asimile olmayı asla kabul etmeyeceğiz. Entegre olmaya devam edeceğiz”dedi.

Son konuşmacı olarak kürsüye gelen Sağlık Bakanı Müezzinoğlu ise yapılan konuşmaların bir kısmına katılmadığını belirterek; “'Yunanistan parlamentosunda milletvekillerimiz var. Seçilmiş müftülerimiz var. Bu anlamda bardağın boş tarafından moralimizi ve motivasyonumuzu bozmak yerine geleceğe umutla, güvenle bakan, yarınlar Türk milletinindir diyen bir anlayışla farklı bir Batı Trakya, Balkanları bizlerin de katkısıyla başaracağız.

Tabi ki sorunlarımız, sıkıntılarımız var. Yarın da olacak, düne göre farklı durumdayız. Yarın farklı durumda olacağız.

Biz balkanlarda, Batı Trakya'da bir milletin mensubuyuz. Milli değerlerimiz var, bir inancın mensubuyuz manevi değerlerimiz var.

Milli değerlerimize sahip çıktığımız sürece, manevi değerlerimize sarıldığımız sürece Yunanlı değil yedi düvelde gelse, ne Batı Trakya'dan bizi silip atabilir, ne Batı Trakyalılar bugünden daha kötü bir noktaya taşıyabilir”şeklinde konuştu.



Protokol konuşmalarında, özetle aşağıdaki konuşmalar yapıldı:



Batı Trakya Türkleri Dayanışma Derneği Genel Başkanı Taner Mustafaoğlu:

“…Değişmeyen bir tek şey var o da Yunanistan’ın Batı Trakya Türklerine karşı olan tutumu. Baktığımızda görüyoruz ki Rodop Türk Kadınlar Derneği’nin kurulmasının mümkün olmadığı mahkemece teyid edilmesi, 240 İmam Yasası’nda bizlere Ortodoks bir erkin Batı Trakya’daki Müslümanlara dini öğretecek olan imamları istediği gibi atama yetkisini içeren yasa ve daha önce de anaokullarında yaşanan, küçücük çocuklarımızın beynine nakşedilen Ortodoks kültürü, bunlar hep Yunanistan’ın yapmaya çalıştığı şeyler; bizi bizden ayırmak. Ama Meriç kıyısında da olsa görüyoruz ki bu akşam Batı Trakya Türkleri Yunanistan’dan ve Türkiye’den tüm kurul ve kuruluşları ile tekrar bu geleneği yaşatıyorlar. Bu gelenek işte Türk Milleti’nin medeniyet anlayışıdır. Bunun içerinde milli şuur Türklük olduğu gibi, bunun içerisinde inancımız Müslümanlık, ama kısacası Türk medeniyet anlayışı. Aynı atamız Oğuz Kaan’ın söylediği gibi, çadırının kubbesini gök kubbe sayarak bütün insanların mutluluğundan mesul olduğunu söyleyen Oğuz Kaan gibi. Aynı Fırat’ın kıyısında bir kuzu kaybolduğu zaman Allah’ın bundan kendisini sorumlu tutacağını söyleyen Hz. Ömer gibi…

Batı Trakya’da biz var oldukça Türk medeniyeti ve kültürü var olacaktır. Bundan anlaşılan sakın ola ki ırkçılık, Türk miliyetçiliği şövenizmi olmasın…”

Edirne’de bir temsilcilik ve Ankara’da bir şube kurmak istiyoruz. Ulaştırma Bakanımıza bir teklifim oldu. 29 Ekim’de Selânik’e, Atamızın doğduğu kente bir cumhuriyet ve Atatürk trenini kaldırılması konusunda. Allah kısmet ederse ve Yunanlı müsaade ederse 29 Ekim’de Atamızın evinde olmak istiyoruz. Müsaade etmezse Sayın Bakanım trenimizi İpsala’ya kadar kaldırmak istiyoruz ki Yunanistan’ın bize nasıl eziyet ettiğini herkes görsün…”




Ahmet Mete – İskeçe S.Müftüsü:


“…Evet, tam arkamda Batı Trakya var, hiç bir şeyin değişmediği Batı Trakya var. Seçene kadar uğraştığımız, seçtikten sonra boğazlamak için yine uğraştığımız insanlar var. Birbirine düşmüş insanlar var.

Bir şeyleri paylaşamayan insanlar var. Ve, Meriç’te sesleri boğulan insanlar var, sesi öbür tarafa geçmeyen, sesi geçemeyen insanlar var.

Yuvarlanıp duruyor. Bu böyle yuvarlanırken Yunanlı da biraz önce hızlı trene binmiş götürüyor. Gidiyor, Batı Trakya’nın gençliği gidiyor; insanları gidiyor, sabrı gidiyor, kendisi gidiyor, ama bir şeyler gidiyor değerli kardeşlerim.

Evet, Batı Trakya kan kaybediyor. Türkiye’de azınlıklar hak kazanırken, Batı Trakya’da biz kaybediyoruz.

Çocuklarımız olduğu yerde beklemiyor. Camilerimiz, okullarımız beklemiyor. Camilerin tavanları düşerken beklemiyor.

Bakın bunu yüreğimden geldiği şekliyle söylüyorum. Onun için önce sayın bakanlarıma, milletvekillerine, yetkili olan kim varsa, kimin elinden ne gelirse ben sesleniyorum.

Ve, diyorum ki, şurada bir Batı Trakya var.

Öyle dışarıdan gördüğünüz gibi çok güzel bir Batı Trakya değil!

Hele hele ekonomik krizin altında ezilen bir Batı Trakya var.

Bugün buraya gür bir şekilde geldik. Bizim dostlarımız var, bakanlarımız var, bizden çıkan insanlarımız var, onlarla kucaklaşmaya geldik. Ama bunları da diyemeden gidersek kahroluruz…”



İbrahim Şerif – Gümülcine S.Müftüsü:

“Sayın bakanlarım!

Batı Trakya’nın gözü kulağı sizde. Sayın müftümüm çok şeyler istediğini biliyorum. Onun konuştuğu her kelimeyle de ne söylemek istediğini anlıyorum.

Onun söylemek istediklerini anlamak için ya benim yerimde olmak lazım, ya Batı Trakyalı olmak lazım.

Batı Trakya gerçekten irtifa kaybediyor. Ama ben Türkiye’de olan Batı Trakyalılara şunu sesleniyorum:

Bugün teknoloji gelişiyor. Teknoloji ile bir ülkenin kaderi değiştiriliyor; Mısır’da ihtilaller yapılıyor. Dinlediğimiz kadar bunların bugünün teknolojisi ile olduğu söyleniyor.

Batı Trakya’da da bugün Anavatan’a Ankara’ya bu teknoloji sayesinde kolay ulaşanlar var. Ama bugün Batı Trakya’da mücadele edenlerle etmeyenleri ayırmak mecburiyetindesiniz.

Yoksa Batı Trakya gidiyor. Bunu çok samimi söylüyorum.

Ömrünü Batı Trakya için vermiş bir insan olarak rica ediyorum. Batı Trakya’da dinlenmesi gereken insanları dinleyiz. Batı Trakya’ya, Balkanlar’a açılırken, herkes birer adam bulup ben Batı Trakya’da gerçek mücahidi buldum diye sarılmasın!

Yanlışlar oluyor ve bu yanlışlar devam edecek. Lütfen Batı Trakyalılar bilhassa bazı kişiler kendilerini çok yoklasınlar, çok düşünsünler, Batı Trakya’ya iyilik yapıyoruz derken, zarar yapmasınlar.

Ben bugün “Kral çıplak” diyorum. Çünkü gerçekten de bunu birinin söylemesi lazım. Ben söylüyorum, çünkü Sadık Ahmet’le beraber hapislerde yatan benim. Yunanistan’ı Avrupa’ya mahkemeye veren benim. 23 yıldan bu yana mücadele eden benim. Lütfen Batı Trakya’ya karşı samimi olun…”



Osman İlhan Şener – T.C. Gümülcine Başkonsolosu:

“Her iki bakanımıza da öncelikle burada Anavatan Türkiye’nin Batı Trakya Türk Azınlığı’na yönelik bitmez tükenmez desteğini bir kez daha gösterdikleri için şükranlarımı sunuyorum.

Sayın müftümüz az önce ”Kral çıplak” dedi; ama artık kral “çırılçıplak” demek lazım.

Bugün hep beraber buradayız… Ramazan aylarındaki iftar sofralarındaki birlikle hiçbir yere varılmaz. Çok güzel bir görüntü.

Ama siz yıl boyunca birlik içinde olmak zorundasınız; ama birlik içinde değilsiniz, bölük pörçüksünüz!

Çok açık konuşayım. Dedikodu yapıyorsunuz, laf taşıyorsunuz, birbirinizi gammazlıyorsunuz.

Sonra birbirinizin yüzüne gülüyorsunuz. Bunları kesmeniz gerekiyor.

Artık ben yaptım değil, biz yaptık demeyi öğrenmelisiniz.

Azınlık içinden sevmediğiniz biri bir şey başardığı zaman alkışlamayı öğrenmelisiniz.

Çünkü Azınlık davasına hizmet ediliyor. Azınlık okuluna sahip çıkın sayın soydaşlarım. Anaokulu talebinizden vazgeçmeyin…”



Kemal Değirmendereli – Edirne Milletvekili:

“...Her türlü baskıya, zulme, baskıya ve uluslar arası insani değerlere karşı büyük sıkıntılar yaşanan Batı Trakya Toplumu’nun değerli soydaşlarımızın her türlü baskıya rağmen dillerini, kültürlerini, geleneklerini, göreneklerini ısrarla ve büyük bir yüreklilikle ayakta tutma çabaları önünde Değirmendereli bir hemşeriniz olarak saygıyla eğiliyorum.

Değerli hemşerilerim!

Bugün yaşadığınız siyasal, ekonomik sıkıntıları çok yakından izlemekteyiz. Ve, bu sıkıntıların gerek yurt içinde, gerek yurt dışındaki platformlarda, sizlerin sesi olma konusundaki gayretimiz ,çabamız, içten yaklaşımlarımız devam edecektir. Bir konunun altını burada çizmek istiyorum. Batı Trakya’nın değerli önderlerinden bu akşam burada feryatlar dinledik. Türk hükümetlerinin bugüne kadar Rum vakıflarına iyi niyetlerle göstermiş oldukları yaklaşımları maalesef Rum kesiminden, Yunan Hükümeti’nden karşılığını alamadığımızı görmekteyiz. Bundan sonraki süreçte de muhalefeti ile, iktidarı ile Batı Trakya’daki soydaşlarımızın dimdik ayakta duruşlarına destek olmak ortak sorumluluğumuzdur. Bu konuda da ki iki bakanımız burada bu feryatları değerlendirip gereğini yerine getireceklerine inanmaktayım…”



Binali Yıldırım – T.C. Ulaştırma Bakanı:

“...Benim bu konuşmalardan anladığım bir şey var. Bir olmamız lazım, iri olmamız lazım, diri olmamız lazım.

Dayanışma ile daha güçlü olabilir, daha güzel haklarımızı savunabiliriz. Bunun için de farklılıklarımızı bir kenara bırakacağız. Ortak yönlerimizi ön plana çıkaracağız. Biz Batının her türlü olayda nasıl çifte standart uyguladığını hep gördük, hep yaşadık.

En son Mısır’da yaşananlara darbe demeye ağızları varmadı. Halkın seçtiği demokratik yönetimi ordu darbeyle uzaklaştı, ağızları mühürlendi, darbe diyemediler. Onlardan fazla bir şey beklemeyin.

Ne yapacaksak kendimiz yapacağız. Dayanışma içinde olacağız, hakkımızı hukukumuzu aramak için elimizden gelen gayreti göstereceğiz. Çünkü oralar evlad-ı fatihan yurdudur; oralar bizimdir. Oralarda sizin yüreğinizle, Anavatan serhat şehrinde, Edirne’de, İstanbul’da, Bursa’da binlerce, milyonlarca aynı şekilde çarpan yürek var. Oraya sevgi duyan milyonlar var. Hiç üzülmeyin, hiç mutsuz olmayın. Uzakta da olsanız her zaman yanınızdayız. He zaman gönlümüzdesiniz, kalbimizdesiniz, aklımızdasınız, mücadelenizin de sonuna kadar arkasındayız. Güçlü bir Türkiye her zaman her yerde bu mücadelede kazanacaktır…”



Mehmet Müezzinoğlu – T.C. Sağlık Bakanı:


“...Hiç merak etmeyin, “kral çıplak” değil!

Orada birileri çıplak olabilir. Gittikçe de çıplaklığı artıyor.

Ama merak etmeyin, Anavatan Türkiye, 75 milyon Türk Milleti her zaman olduğu gibi bugün de yarın da sizinle yan yana, omuz omuza; yeter ki birbirimizi daha çok sevelim.

Birbirimize daha çok değer verelim.

Birbirimizi daha çok kucaklayalım. Ramazan ayının en büyük özelliği rahmet ve bereket ayı olmasıdır. Ama aynı zamanda sevgi ayıdır. Birbirimizi daha çok seven, daha çok değer veren ve birlikte güç olmayı başarabilen bir anlayışı hep birlikte başarabilmeliyiz.

Bu anlamda Batı Trakya’nın güzel özellikleri var. Yunanistan Parlamentosu’nda milletvekillerimiz var. Seçilmiş müftülerimiz var.

Bu anlamda bardağı boş tarafından moralimizi ve motivasyonumuzu bozmak yerine geleceğe umutla, güvenle bakan, “yarınlar Türk Milleti’nindir” diyen, yarınlar büyük T.C. Devleti’nindir diyen bir anlayışla inanıyorum ki farklı bir Batı Trakya, farklı bir Balkanlar’ı hep birlikte, bizlerin de katkısı ile hep birlikte başaracağız.

Hep birlikte birlik ve beraberlik içinde katkı sunmaya var mıyız?

Tabii ki sorunlarımız var. Düne göre farklı durumdayız, yarın daha farklı durumda olacağız. Bir şeye ihtiyacımız var; birlik ve beraberliğe.

Ama diğer önemli vasfımız da biz Balkanlar’da, biz Batı Trakya’da bir milletin mensubuyuz. Milli değerlerimiz var. Bir inancın mensubuyuz, manevi değerlerimiz var…””


1528 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın